Her dönemde sahip değiştiren Yeniköy yalılarından birinin sahibi, 1950 li yıllarda yarı meczup bir mirasyediydi. Onun yalısı Yeniköy vapur iskelesine yakındı. Bir gün onu İstinye Koyu nda eğilmiş, denize kıyıdan dikkatle bakarken gördüm. Merak ettim, "Denizebirşeymidüşürdünüz" diye sordum. - Evet...Babamdankalanzümrüttaşlıyüzüğüdüşürdümdenize...Onubulmayaçalışıyorum, diye cevap verdi. Üsteledim, - Nezamandüşürdünüz?Bukıyıdannasıldüştüyüzüğünüzdenize? Yarı meczup mirasyedi yalı sahibi sorularımı cevapladı: - Yüzüğügeçenyaz,bizimyalınınönündeyüzerkendüşürdümdenize. Şaşırmıştım... - Sizinyalıburayabirkilometreuzakta.Ayrıcaaradanbiryılgeçmiş.Nedenburadaarıyorsunuzyüzüğünüzü, dedim. Bu sorum onu şaşırtmıştı. Tersler gibi cevap verdi bu defa: - Boğazakıntılarınıbilmiyormusunuz?Yüzükbiryıldaakıntıylaburayagelmişolamazmıyani? Onun düşünce tarzını anlamak çok zor değildi aslında. Önemli olan yüzüğü bulmak değil, babasından kalan ve kaybettiği bu yadigarı bulmak için çaba harcamaktı. Kendi iç hesaplaşmasına ilişkin bir durumdu bu.
Siyasetinaçmazları Toplumsal ve siyasal yaşamda da bu gibi durumlara rastlamaz mısınız? Ortaya çıktıkları zaman hemen çözüm üretilip üzerlerine gidilse halledilecek sorunlar zamana bırakılır... Sonra bunlar kriz konusu haline geldikleri zaman da, bunların ilk ortaya çıktıkları koşullar aynı kalmış gibi, artık güncel gerçeklerle hiç uyumları kalmamış bir şeyler yapılmaya çalışılır. Eleştirenlere de "Görüyorsunuzkisorunlarınüzerinegidiyoruz" denilir. Sorun çözümlenemeyince de mesela "Dışgüçlerbiziengelledi" gerekçesi ile, çözüm daha öteye ertelenir. "Güneydoğusorunu"nun veya "Kürtrealitesi"nin "Bölücüterör" içeriği ile bir kriz konusu haline dönüşmesinde de buna benzer bir süreç yaşanmadı mı? Bırakalım geride kalan uzun yılları... Amerika Irak a müdahale ederken bizim de Kuzey Irak a girmemizi mümkün kılacak "1MartTezkeresi" hem siyasetçiler hem de askerler tarafından onaylanmadı. Şimdi ise, Türkiye nin yerine Kuzey Irak ta Amerika ile ittifak oluşturan Barzani yönetiminin, bu bölgeyi PKK dan temizlemesini istiyoruz. "Bölücüterörünkaynağıiçeridemiyoksadışarıdamı" sorunsalını derinine tartışmak istemiyoruz. Soru, "BarzaniTürkiye ninbeklentilerininnekadarınacevapverebilir" noktasında şimdi.
Barzani denbeklentilerimiz Mehmet Ali Birand dünkü Posta daki yorumunda, bu soruyu şöyle cevaplamıştı: "Beklentilerimizin listesi oldukça uzun: - PKK nınliderkadrosunuyakalayıpbizeteslimedin. - Sınırboyundakilerdenbaşlayarak,Kandil dekikamplarıdağıtınvePKK nınK.Irak takampkurmasınıengelleyin. - PKK nınK.Irak tadolaşmasını,silahvecephanetaşımasınıengellemekiçinkontrolnoktalarıoluşturun. - HavaalanlarındakontrolleriartırınvePKKliderleriningirişçıkışlarınıdurdurun. - TürkiyealeyhindevePKKlehindeaçıklamalaryapmayınveWashington unyaptığıgibi,Ankarailesürekliistihbaratalışverişinegirin... Ancak kendi kendimize "AcabaBarzanibubeklentilerimiziyerinegetirebilirmi?Hepsiniolmasadahi,yarısınıkarşılayabilirmi?" diye sormuyoruz. Barzani nin sorunlarını, kendi içindeki dengeleri ve neleri yapıp neleri yapamayacağını düşünmüyoruz. Kendimizi onun yerine koymuyoruz. Barzani yukarıdaki listemizin tümünü değil yarısını dahi yerine getiremez. Bunu yapması PKK ya savaş ilan etmesi anlamına gelir ki, bu da Kürdün Kürdü kırması demektir. Ne gücü yeterlidir, ne de moral açıdan böyle bir eyleme hazırdır. Buna karşılık, Türkiye ye sınırlı dahi olsa destek verebilir. Bunun koşulu da, bizim Barzani yi daha iyi anlamamız, küçük görmememiz, varsa ihtiyaçlarını karşılamamız ve birlikte adım atmayı kabul etmemizdir." Ne dersiniz? Bu durumda Barzani ye mi, Amerika ya mı, bu gibi durumları gündeme getiren basına mı öfkelenelim. Mesela Diyarbakır ın sorunlarına çözümü Erbil de üretebilir miyiz gerçekten?